





















- Irmak Eren = Charlie Chaplin, Vadideki Zambak
- Buse Ulusoy = Harry Potter
- Eslem Özbaydemir = İntibah, Aşk-ı Memnu
- Ceren Bilge = Anna Khrenina
- Yaşar Berbuğ Gürel = Çalıkuşu
- Aybars Efe Ölçer = Adile Naşit
- Cansu Buglem Eroğlu = Ateşten Gömlek
- Akay Alp Kaynak = Selvi Boylum Al Yazmalım
- Semih Çolak = Çizgili Pijamalı Çocuk
- Osman Emir Eker = Sherlock Holmes
- Elif Ecem Yılmaz = Suç ve Ceza
- Ecrin Zavur = Yeşilin Kızı Anne
- Buğra Daldal = Fareler ve İnsanlar
- Azra Buğlem Duyar = Dönüşüm
- Ahmet Doğrutekin = Açlık Oyunları
- Başak Aslanboğa = Zehra
- Bensu Kurt = Kürk Mantolu Madonna
- Nuray Kapamaz = Felatun Bey ile Rakım Efendi
Eserlerin Özetleri;
İntibah – Namık Kemal
İntibah, Türk edebiyatının ilk edebî romanlarından biri olarak ahlaki bir uyanışı konu alır. Romanın merkezinde Ali Bey adlı genç bir adam yer alır. Ali Bey, varlıklı ve saygın bir ailede yetişmiş, iyi eğitim almış; ancak hayat tecrübesi bakımından zayıf bir karakterdir. Annesi onu koruyup kollamaya çalışsa da Ali Bey eğlence hayatına özenir ve Mahpeyker adlı çıkarcı, ahlaki değerlerden uzak bir kadınla tanışır. Mahpeyker, Ali Bey’i kendi menfaatleri doğrultusunda kullanır; onu ailesinden, değerlerinden ve sorumluluklarından uzaklaştırır.
Ali Bey’in annesi, oğlunu bu yıkıcı ilişkiden kurtarmak için masum, iyi niyetli ve temiz kalpli Dilâşub’u ona eş olarak alır. Dilâşub, Ali Bey’e karşı gerçek bir sevgi besler; ancak Mahpeyker, Ali Bey’i tamamen kaybettiğini anlayınca büyük bir kin ve intikam duygusuyla hareket eder. Kurduğu entrikalar sonucu Dilâşub ve Ali Bey’in annesi hayatını kaybeder. Yaşanan bu büyük felaket Ali Bey’i derin bir pişmanlığa sürükler. Roman, yanlış tercihler, kötü çevre ve kontrolsüz tutkuların insan hayatını nasıl felakete sürüklediğini çarpıcı biçimde ortaya koyar.
Yeşilin Kızı Anne – L. M. Montgomery
Roman, yetim bir kız çocuğu olan Anne Shirley’nin hayatını konu alır. Anne, küçük yaşta anne ve babasını kaybetmiş, farklı ailelerin yanında zorlu bir çocukluk geçirmiştir. Yanlışlıkla Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin yanına gönderilir. Onlar aslında bir erkek çocuk istemiştir; ancak Anne’in hayal gücü, neşesi ve içtenliği zamanla kalplerini kazanır.
Anne, Yeşil Çatı çiftliğinde yeni bir hayata başlar. Okul hayatı, arkadaşlıkları, hayal kırıklıkları ve başarılarıyla zamanla olgunlaşır. En yakın arkadaşı Diana ile kurduğu dostluk ve Gilbert Blythe ile yaşadığı rekabet roman boyunca önemli yer tutar. Anne’in hayata umutla bakışı, sevgiyi ve iyiliği her şeyin önünde tutması romanın temel mesajıdır. Eser; büyüme, aidiyet, sevgi ve kendini kabul ettirme temalarını işler.
Charlie Chaplin (Hayatı ve Temsil Ettiği Karakterler)
Charlie Chaplin, sinema tarihinde “Küçük Serseri” karakteriyle tanınan evrensel bir sanatçıdır. Onun canlandırdığı karakterler genellikle yoksul, dışlanmış ama onurunu koruyan insanlardır. Chaplin’in filmleri sessiz sinema dönemine ait olmasına rağmen güçlü toplumsal mesajlar taşır.
Modern Zamanlar filminde sanayileşmenin insanı makineleştirmesini eleştirirken, Altına Hücum filminde yoksulluk ve hayatta kalma mücadelesini işler. Mizahı bir araç olarak kullanan Chaplin, adaletsizlik, sınıf farkı ve insan onuru gibi evrensel temaları işler. Onun eserleri, güldürürken düşündüren ve insanlığa ayna tutan yapıtlardır.
Vadideki Zambak – Honoré de Balzac
Vadideki Zambak, Felix de Vandenesse adlı genç bir adamın anıları üzerinden anlatılır. Felix, çocukluğunda sevgisiz büyümüş, duygusal açıdan yalnız bir karakterdir. Hayatında ilk kez gerçek sevgiyi, evli ve erdemli bir kadın olan Henriette de Mortsauf’a duyduğu derin hayranlıkla tanır.
Bu aşk fiziksel değil, tamamen ruhsal ve manevidir. Henriette, toplum kuralları ve ahlaki değerler nedeniyle Felix’e karşı duygularını bastırır. Felix ise bu imkânsız aşk sayesinde olgunlaşır ve hayata bakışı değişir. Roman, fedakârlık, imkânsız aşk ve ahlaki sınırlar üzerine yoğunlaşır.
Çizgili Pijamalı Çocuk – John Boyne
Roman, II. Dünya Savaşı’nı bir çocuğun masum bakış açısıyla anlatır. Bruno, Nazi subayı olan babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte bir toplama kampının yanına taşınır. Tel örgülerin arkasında yaşayan Shmuel adlı Yahudi bir çocukla arkadaş olur.
Bruno, kampın gerçek anlamını kavrayamaz; yaşananları bir oyun sanır. İki çocuğun saf dostluğu, savaşın ve ırkçılığın anlamsızlığını çarpıcı bir sonla ortaya koyar. Roman, masumiyetin savaş karşısında nasıl yok edildiğini etkileyici biçimde anlatır.
Açlık Oyunları – Suzanne Collins
Açlık Oyunları, Panem adlı distopik bir ülkede geçer. Yönetim, halkı korku altında tutmak için her yıl çocukları ölümüne bir yarışmaya zorlar. Katniss Everdeen, kız kardeşi yerine gönüllü olarak yarışmaya katılır.
Katniss, oyunlar boyunca sadece hayatta kalmak için değil, insanlığını korumak için de mücadele eder. Zamanla baskıcı yönetime karşı bir direniş sembolüne dönüşür. Roman; iktidar, adaletsizlik, özgürlük ve bireysel direniş temalarını işler.
Harry Potter – J. K. Rowling
Harry Potter serisi, büyücülük dünyasında geçen fantastik bir anlatıdır. Harry, ailesini küçük yaşta kaybetmiş ve sıradan bir çocuk gibi büyürken aslında bir büyücü olduğunu öğrenir. Hogwarts Büyücülük Okulu’na kabul edilmesiyle hayatı değişir.
Harry, Voldemort adlı karanlık büyücüyle olan kader bağını keşfeder. Dostluk, cesaret, fedakârlık ve iyilik–kötülük mücadelesi serinin temel temalarını oluşturur. Seri, fantastik bir dünya içinde evrensel insani değerleri anlatır.
Aşk-ı Memnu – Halid Ziya Uşaklıgil
Aşk-ı Memnu, bireysel tutkular ile toplumsal ahlak arasındaki çatışmayı ele alır. Adnan Bey, eşini kaybettikten sonra genç Bihter ile evlenir. Ancak bu evlilikte sevgi değil, beklenti ön plandadır.
Bihter, zamanla Adnan Bey’in yeğeni Behlül ile yasak bir ilişkiye sürüklenir. Bu ilişki vicdan azabı, korku ve psikolojik yıkım getirir. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla Bihter intihar eder. Roman, yasak aşkın yıkıcı sonuçlarını anlatır.
Selvi Boylum Al Yazmalım – Cengiz Aytmatov
Aytmatov’un bu ölümsüz eseri yazarın gazetecilik yaptığı yıllarda Narın’dayken Frunze’ye geçmek istemesiyle başlıyor.Fakat Frunze’ye acele
gitmek istediği için yoldan geçen bir kamyonete binmek istemektedir.İlyas’ın kamyonetine binmek ister fakat İlyas arabaya kimseyi alamayacağını söyler.Yazar nedenini merak etse de olayın üzerine fazla düşmez.
Yazar daha sonraki bir zamanda Oş’a trenle giderken,trende İlyas’a rastlar.Ve İlyas ile birbirlerini anımsarlar ve tanışırlar.İlyas yazara arabaya onu almayaşının sebebini anlatmaya başlar.
Bundan sonra Asyel ile İlyas’ın hikayesi başlar.İlyas askerden yeni dönmüştür ve arkadaşı olan Alibek’in yanında Tiyen-Şanlar’da bir ulaştırma merkezinde çalışmaya başlar.Daha sonra birgün bir köye iş için gider ve orada Asyel’i görür.Ve zamanla köye gel-git birbirlerini severler.Fakat Asyel evlenmek üzeredir.Bunun üzerine İlyas Asyel’i kaçırır.
Daha sonra Samet adında bir oğulları olur.Fakat daha sonra İlyas’ın hırsı ve ve gururu yüzünden Asel ile aralar açılır.İlyas daha önce yaptığı gibi kamyonuna römork bağlayarak Tiyen-Şan’lardan geçebileceğini kanıtlamak ister.Ve işyerindeki arkadaşlarıyla,en yakın arkadaşı Alibek ile bu olay yüzünden arası açılır.Ve yolu geçememesi nedeniyle iyice ipler kopar.İlyas evinden iyice uzaklaşır.Zamanını Kadiça adında işyerinde çalışan bir kadınla geçirmeye başlar.Asel bunu çok geçmeden öğrenir.Oğlunu da alarak İlyas’ı terk eder.
İlyas Asel’i arar fakat bulamaz. Kadiça ile yaşamaya başlar.Bu sırada Asel ise nereye gittiğini bilmeden yola çıkar.Yolculuk sırasında Baytemir adında bir adamla tanışır.Baytemir Asel’e yardım eder,ona kalacak yer sağlar,evinin kapılarını Asel’e açar.Baytemir Samet’i kendi çocuğu gibi sever.Asel’i de sevmektedir.
Bu sırada İlyas Kadiça ile birlikte Anarhay’a yerleşir ve orda yaşamaya başlar.Fakat daha sonra İlyas Asel’i bir türlü unutamaz ve Kadiça’yı da bir türlü sevememektedir.Ve Tiyen-Şanlar’a geri dönmeye karar verir.Eski işine geri döner. Bir gün yine alkollü olduğu bir sıra kaza yapar.Onu Baytemir kurtarır, evine getirir.Fakat Baytemir’in hiçbirşeyden haberi yoktur. Ama daha sonra anlar.Ama ne Asel’e ne de İlyas’a bir şey söyler.Onların kendi kararlarını kendilerinin vermesini ister.İlyas ise hergün oğlunu Asel’den ve Baytemir’den habersiz görmektedir. Samet’i kaçırmaya karar verir. Ama oğlunun baba olarak Baytemir’i bilmesi ve ondan ayrılmak istememesi,Asel’in de artık ona geri dönmeyeceğini bilmesi onu mahveder.Aşkına,Tiyen-Şan Dağlarına ,Işık Göl’e veda ederek Pamirler’e yeni bir hayata gider.Fakat aşkını hiçbir zaman unutamayacağını bilmektedir.
Suç ve Ceza – Fyodor Dostoyevski
Rodya Romanoviç Raskolnikov, yoksul bir gençtir ve Petersburg Üniversitesinde başladığı hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır. Batı’dan gelen siyasi ve felsefi düşüncelerin karışımı aklını meşgul etmektedir. Bir tefeciye duyduğu nefret, onu öldürmeye yönlendirir. Böylece hem finansal sorunlarından kurtulacak hem de dünyayı değersiz parazitlerden temizleyecektir. Raskolnikov, daha yüce bir amaç uğruna işlenen bir cinayetin kabul edilebilir olduğuna inanır. Hesaplar yaptıktan sonra kadının evine giderek onu baltayla vahşice öldürür. Ancak Alonya ile birlikte yaşayan ve kimseye zararı dokunmayan üvey kız kardeşi beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar ve Raskolnikov onu da öldürmek zorunda kalır. Müşterilerin rehin olarak bıraktığı birkaç küçük süs eşyasını alır ve kimseye görünmeden oradan ayrılır.
Raskolnikov, kimseye görünmeden kaçmış olsa da, son derece tedirgin hisseder ve bu durum, ailesi ve yakın çevresini de etkiler. Hayatında üç kadın vardır: müşfik annesi, kız kardeşi Dounia ve işsiz kâtibin kızı Sonia. Raskolnikov, Sonia ile ara sıra buluşup arkadaşlık eder. Ailesi, babasının ayyaşlığı yüzünden çok yoksuldur ve Sonia, onlara bakmak için fahişelik yapmaktadır.
Raskolnikov, öldürdüğü kadının evinden aldıklarını ve diğer delilleri saklamak için çılgınca çabalamaktadır. Ödenmemiş bir borç yüzünden karakola çağrıldığında polislerin yanında baygınlık geçirir ve günlerce hasta yatar. “Katilin cinayet yerine dönmesi” kuralına uygun olarak yakalanmayı, rahatlamayı ve arınmayı ister. Öldürdüğü tefeci kadının evine giderek Komiser Porfiry Petroviç ile tanışır ve davranışlarıyla dikkat çekerek baş zanlı haline gelir. Zeki bir adam olan Komiser Porfiry Petroviç, Raskolnikov’un katil olduğunu düşünmektedir.
Raskolnikov, Sonia’ya suçunu ve sevgisini itiraf eder. Sonia, fahişelik yapmasına rağmen inançlı ve iyi kalpli bir kızdır. Ona acır ve suçunu polise itiraf etmesi ve bedelini ödemesi gerektiğini söyler. Sonunda Raskolnikov’un vicdan azabı sayesinde suçunu itiraf eder. Sonuç olarak, Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Sonia, onun serbest bırakılacağı günü beklemeye karar verir. Raskolnikov, yine de aşırı bir pişmanlık duymasa da, Sonia’nın etkisiyle kendisini dine adayabilecektir.
Hababam Sınıfı – Rıfat Ilgaz
Hababam Sınıfı, bir grup yaramaz öğrencinin okulda yaşadığı komik olayları konu alır. Mizah yoluyla ezbere dayalı eğitim sistemi eleştirilir.
Mahmut Hoca gibi idealist öğretmenler, disiplin ve sevgi dengesini temsil eder. Roman, güldürürken düşündüren bir yapıdadır.
Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck
Fareler ve İnsanlar Kitap Özeti ve Konusu
Fareler ve İnsanlar kitabı, John Steinbeck tarafından yazılmış bir romandır. Fareler ve İnsanlar romanının özeti, kısa bir şekilde ifade edilirse “birbirine zıt özelliklere sahip iki kişinin hayallerinden vazgeçmemesi ve aralarındaki dayanışma duygusu” olarak anlatılabilir.
Arkadaşlık, insan ilişkileri ve insanın toplum ile kurduğu ilişki gibi konulara değinen Fareler ve İnsanlar kitabının detaylı özeti aşağıda sunulmuştur. George ve Lennie’nin çalıştıkları çiftlikte yaşadıklarını anlatan Fareler ve İnsanlar romanının konusu, yazarı ve kitap özeti ile ilgili bütün bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.
Fareler ve İnsanlar Kitabının Özeti
Fareler ve İnsanlar adlı romanın kitap özeti, iki yakın dost George ve Lennie’nin öyküsünü anlatır. George ufak tefek biridir fakat akıllıdır, Lennie ise tam tersine iri yarıdır ama zeka düzeyi düşük bir adamdır. Bu ikili, çiftliklerde çalışarak hayatını idame ettirmektedir. Ancak, Lennie’nin davranışlarından dolayı sık sık sorun yaşarlar ve işlerinde başarısız olurlar. Lennie, tüylü ve yumuşak şeyleri okşama ihtiyacı hisseder ve bu zaafı onları her seferinde zor durumda bırakır. En son çalıştıkları yerden de bu yüzden ayrılmak zorunda kalırlar.
Bir gün eski çalıştıkları çiftlikte bir kızın elbisesine dokunmaya çalışırken kızı korkutur. Kız bağırdığı için paniklemeye başlar. Kızın çığlıklarını duyan adamlar peşlerine düşer ve kaçmak zorunda kalırlar. Kaliforniya’da yeni bir çiftlikte iş bulurlar, ancak otobüsün şoförü onları kandırarak yolda bırakır ve geri kalan yolu yürümek zorunda kalırlar.
Çiftlikte işe başladıkları gün, patronun oğlu Curley, Lennie’ye takılır. George, Lennie’yi Curley ile kavga etmemesi konusunda uyarır çünkü başlarına dert açabilirler ve hayalleri için gereken parayı kazanamayacaklardır. George ve Lennie’nin en büyük hayali kendilerine ait bir çiftlik sahibi olmaktır. Bir arazi satın alıp hayvanlarıyla kendi tarlalarını ekip biçmek istiyorlar.
Çiftlikte Candy adında bir adamla tanışırlar. Candy yaşlı ve bir eli olmayan bir adamdır ancak temizlik işleriyle uğraşır. Kendi köpeğini yaşlandığı ve artık işe yaramadığı için öldürürler. Candy de “bir gün ben de işe yaramaz olacağım, birikmiş paramı veririm ve sizin çiftliğinize ortak olurum” diyerek onların hayaline ortak olur.
Çiftlikte Curley’nin karısı gibi erkeklerin peşinde dolaşan bir kadın vardır. Lennie, her gördüğünde kadını hayranlıkla izler ve George, onu karısından uzak tutması konusunda uyarır.
Bir gün herkes kapının önünde oyun oynarken Lennie ahıra yavru köpeklerin yanına gider ve fareye yaptığı gibi bir köpeği de öldürür. Bu sırada Lennie’nin yanına Curly’nin karısı gelir. Lennie, kadına zaafını anlatır ve kadının saçlarını okşarken yanlışlıkla kendini kontrol edemez ve kadını öldürür. Bu olayın ardından çiftlikten kaçar.
Çiftlikte çalışan herkes ve Curley, kadını Lennie’nin öldürdüğünü bilir ve George ile birlikte Lennie’yi aramaya çıkarlar. Ancak George, dostunu herkesten önce bulur ve ona yine hayallerinden söz eder. Lennie arkadaşını dinlerken George yapması gereken neyse onu yapar ve Lennie’yi bütün yaşadıklarından kurtarır.
.
Anna Karenina – Lev Tolstoy
Konstantin Levin, çiftçilik ile uğraşan ve iyi niyetli biridir. Moskovalı bir soylu kızı olan Kiti’ye aşık olur. Fakat Kiti’ye ilgi duyan, bir tek kendisi değildir. Yakışıklı ve zengin bir kont olan Vronski de Kiti’ye yakınlık besler ancak amacı gönül eğlendirmekten başka bir şey değildir. Kiti’nin iki erkek arasında karar vermesi gerekir ancak bu kararı vermek onun için zordur. Annesi Kiti’ye Vronski’yi seçmesini söyler.
Ne var ki Vronski, Kiti’ye ilgi duysa da bir yandan da devletin yüksek kademelerinde memurluk yapan Aleksi Karenina’nın eşi Anna Karenina’ya da aşık olmuştur. Bu nedenle Kiti’yi oyalar ve evlilik konusu açıldığında onu kabul etmez. Kiti ise Levin’i, yani kendisine değer verip seven kişiyi kabul etmemiştir. Üstüne bir de Vronski onunla olmayı istememiştir. Kiti, bütün bu yaşadıklarından sonra kendini kötü hissetmeye başlar ve sağlığı bozulur.
Anna Karenina, yengesi ile erkek kardeşinin barışmasını ister ve buna vesile olmak için Moskova’ya gider. Bu esnada Kont Vronski ile karşılaşır. Vronski, Anna’dan fazlasıyla etkilenmiştir fakat Anna bunu fark eder etmez ondan uzak durur. Anna’nın ilk işi Petersburg’a geri dönmek olur. Fakat Vronski, Anna konusunda oldukça ısrarlıdır ve onun peşini bırakmaz. Zamanla aşkları büyür ve herkesin olduğu yerlerde dahi buluşmaya başlarlar. Fakat Anna Karenina’nın eşi Aleksi onun bu tavrından rahatsızlık duymaya başlar ve kariyerinin hasar almasından endişe duyar.
Kiti ise Vronski’nin kendine yaptıklarından sonra kararını verir, Konstantin Levin’in evlilik teklifini kabul eder.
Anna Karenina, bir gün eşine gerçekleri anlatır ve Vronski’nin metresi olduğundan bahseder. Buna rağmen Aleksi boşanmaya pek sıcak bakmaz, kararsızlık yaşar. Bir süre sonra Aleksi’nin fikri değişir ve boşanma konusunda kararlı olmaya başlar.
Fakat bu sırada Anna, Vronski ile kurduğu ilişkiden hamile kalmıştır ve doğum süreci kötü geçmiştir. Anna’nın durumu oldukça ağırdır ve ölüm döşeğindedir. Aleksi bu durumu öğrenince onu ziyarete gider. Bu ziyaret, Anne ve eşi Aleksi’nin barışmasını, Aleksi’nin hem Anna’yı hem de Vronski’yi affetmesini sağlar. Vronski, tüm olanlardan sonra intihar girişiminde bulunur.
Fakat bir süre sonra Anna ile Aleksi’nin arasında yine soğuk rüzgarlar eser. Vronski iyileştikten sonra Anna ilk çocuğunu kocasının yanına bırakıp Vronski’den olan çocuğunu yanına alarak evden ayrılır. Aleksi’yi terk eden Anna, Vronski ile Avrupa’ya gider. Hatta Vronski sırf Anna ile Avrupa’ya gitmek için askerlik mesleğinden istifa eder.
Anna Avrupa’da çocuğundan ayrı bir şekilde yaşamaya alışamaz ve Rusya’ya geri döner. Bu sırada Vronski ise Anna’dan Aleksi ile evliliğini sonlandırmasını ister. Anna kendi inandığı bazı şeyleri öne sürerek eşinden boşanmaz. Bu tartışma, aralarının bozulmasına yol açar. Anna sevgilisi Vronski’yi kaybetme korkusundan dolayı gece morfin almaya başlar. Vronski ise Anna için askerlikten istifa ettiğine pişman olmuştur.
Anna bunalıma girer ve bir gün Vronski ile ilk kez karşılaştıkları tren istasyonuna gider. Hayatından vazgeçen Anna, trenin önüne atlar ve ölür. Vronski ise mesleğine geri döner fakat yaşama sevincini yitirmiştir. Kiti ise Levin ile mutlu bir evlilik sürdürmektedir
.
Sherlock Holmes – Arthur Conan Doyle
Sherlock Holmes, üstün gözlem ve mantık gücüyle suçları çözen bir dedektiftir. Dr. Watson ile birlikte karmaşık olayları aydınlatır.
Polisiye türünün temel taşlarından biri olan bu eserler, aklın gücünü vurgular.
Dönüşüm – Franz Kafka
Gregor Samsa bir sabah böceğe dönüşmüş olarak uyanır. Artık çalışamaz ve ailesi tarafından yük olarak görülür.
Roman, modern insanın yabancılaşmasını ve değersizleşmesini simgeler.
Zehra – Nabizade Nazım
Roman Tanzimat’tan sonra İstanbul’da yaşayan bir aile konu edinir. Romanın kahramanı Zehra, Şevket adında bir tüccarın kızıdır. Annesi genç yaşta ölür. Babasının kâtibi Suphi ile evlenir. Çift başlangıçta mutlu bir evlilik sürdürür. Suphi’nin annesi eve Sırrıcemal adında bir cariye getirince, Zehra’nın kıskançlığından mutlulukları bozulur. Zehra’nın babası Şevket Bey ölünce, işin yönetimini Suphi devralır; Zehra’nın kıskançlığından sıkılır ve Sırrıcemal ile evlenir ve ona ayrı bir ev açar. Suphi artık o evde yaşamaya başlar; Bir süre sonra Zehra’dan boşanmak ister. İntikam almak isteyen Zehra, Suphi’yi baştan çıkarması için Üryani adında bir Yunanlı kadını görevlendirir. Ona âşık olan Suphi artık evini ya da işyerini ziyaret etmemektedir. Kocasının ortadan kaybolmasından endişelenen Hüsnücemal, çocuğunu düşürür ve intihar eder.
Felatun Bey ile Rakım Efendi – Ahmet Mithat Efendi
Ana SayfaRomanFelatun Beyle Rakım Efendi Felatun Beyle Rakım Efendi KitapDiyarı 11 Ocak 2023 0 13884 İçindekiler Gizle Felatun Beyle Rakım Efendi – Ahmet Mithat Efendi Felatun Bey ile Rakım Efendi Özeti Felatun Bey ile Rakım Efendi – Kitap Açıklaması Felatun Beyle Rakım Efendi – Ahmet Mithat Efendi Tür: Roman Yazar: Ahmet Mithat Efendi Yayınlanma Tarihi: 1875 Yayınevi: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları Karakterler Felatun Bey: Eğlence ve giyim tutkunu, yanlış anlaşılan, mirasçı, eğlence ve giyim tutkunu biridir. Rakım Efendi: Küçük yaşta öksüz kalmasına rağmen aklıyla yaşamını sürdürebilen, kendi değerlerine karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir gençtir. Canan: Rakım Efendi’nin satın aldığı cariyedir. Konusu Batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey ile küçük yaşta öksüz kalmasına rağmen kendi kendini yetiştirmiş ve kendi değerlerine sahip çıkan Rakım Efendi’nin yaşamlarını konu ediniyor. Felatun Bey ile Rakım Efendi Özeti Mustafa Merakı Efendi’nin oğlu Felatun Bey de babası gibi giyim kuşamına düşkündür. Varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu için savurganca harcar. Ona göre batılılaşma; lüks içinde yaşamak, şık giyinmek ve eğlenceden eğlenceye koşmak onun hayatındaki bakış açısıdır. Felatun, özensiz Fransızcası ile yabancı aileler arasında dolaşmaktan hoşlanır, belirli bir işi yoktur, zamanını dükkânları dolaşarak, kostümlü provalar yaparak ve arkadaş ziyaretleriyle geçirir. Babası öldüğünde çok şey miras kalır, ancak sahip olduğu her şeyi tanıştığı bir İtalyan aktrise verir. Babası mirası tamamen bitirince, eski aile dostları imdadına yetişir ve ona İstanbul dışında bir iş bulurlar. Felatun Bey büyük bir mahcubiyetle İstanbul’u terk etmek zorunda kalır. Rakım Efendi, Felatun Bey’in tam tersidir. Küçük yaşta babasız ve annesiz kalmasına ve çok fakir olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirmektedir. Onu çamaşır yıkayarak büyüten dadısına minnettar kişiliğe sahip bir kişi olur. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersi verir. Evine cariye olarak aldığı Canan’ı eğitip büyütür ve sonunda onu severek evlenir. Romanın sonunda bu dönem romanlarından bekleneceği üzere Râkım Efendi dilediği hayatı elde ederken, Felâtun Bey yaptığı hataların sonucuna katlanmak zorunda kalır. İsimlerinde kullanılan “efendi” ve “bey” kavramları da karakterlerin temsil ettikleri değerlerin sembolüdür.
Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali
umutlanmaması gerektiğini, kimseye güvenemediği için sevemediğini söyler. Ama Raif onu kendine aşık edeceğine hep inanmıştır. Ve Maria’da Raif’in bu naif kişiliği karşısında daha fazla dayanamaz ve kendini Raif’in kollarına bırakır. Birbirlerine sırılsıklam aşıktırlar.
Sonra bir gün Raif’e; “Baban öldü, çabuk gel” diye bir telgraf gelir. Bunun üzerine Raif, babasının yanına, Türkiye’ye döner. Maria’yla planlar yapmışlardır. Türkiye’deki işleri yoluna koyup, işleri devralıp gelecektir. Ancak işleri biraz uzar. Maria’yla mektuplaşmaları devam etmektedir. Ancak, Maria’nın mektupları birden kesilir. Aylarca cevap alamayan Raif, merak edip Almanya’ya gider. Komşusu Maria’nın amansız bir hastalığa yakalanıp öldüğünü söyler. Bunu duyan Raif’in hayatı kararmıştır. O günden sonra hayatı hiçbir zaman yoluna girmemiş, başkaları tarafından yönetilmiş bir hayatı olmuştur. Yıllar sonra, Ankara’da Maria’nın kuzeniyle karşılaşır. Yanında bir de kız çocuğu vardır. Maria’nın kuzeni, bu çocuğun Maria’nın olduğunu ve babasının bir Türk olduğunu ama kim olduğunu bilmediklerini söyler. Sonra trenin zili çalar ve küçük kız trene binip uzaklaşır.
Rasim, defteri geri vermek için Raif Bey’in evine gider, ancak Raif Bey çoktan ölmüştür. İşyerine, Raif Bey’in masasına gider, defteri açar ve tekrardan okumaya başlar…
Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin
Romanın başkişisi Feridedir. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Babası asker olduğu için ona bakamayacağından onu yaz aylarında teyzesine emanet etmekle birlikte yatılı okula yazdırmıştır. Feride’ye bu okulda öğretmenleri ” Çalıkuşu” adını vermiştir. Çünkü hep ağaçlarda gezmektedir. Diğer kızlar gibi değildir. Ancak çalıkuşu adının bir anlamı daha vardır. Yükseklerde uçamayan, özgürlüğüne kavuşmak isteyen ancak olduğu yerden de kopamayan anlamına gelir. Başkişi Feride teyzesinin oğlu Kamran’a aşıktır. Kamran oldukça nazik, sessiz tam bir beyefendidir. Kamran’da Feride’yi sevmektedir ancak açılamaz. Feride lise çağına geldiğinde ailesi de bir şeylerin farkındadır. İkisinin arasındaki aşkı bilirler. Ve nişanlanırlar. Derken Kamran yurt dışına gider. Düğün zamanı gelir. kamran askerden dönmüştür. Tam düğün gecesi bir kadın gelir ve kamranla sevgili olduklarını anlatır. Bunları duyup yıkılan feride düğünden kaçar. Ve ülkenin farklı kesimlerinde öğretmenlik yapar. ve her ilde ona bir isim takılır. Örneğin bursa da ipekböceği gibi..
Bursa’da zeyniler köyünde öğretmenlik yapmaya başlar. Buradaki okul mezarlığa bakmaktadır. Feride o gün düzeni değiştirmeye karar vermiştir. Derken görev yaptığı yerlerden birinde bir çocuğu da evlat edinir. Ve aynı zamanda görev yaptığı köylerde semtlerde güzelliği, sakinliği ve namusuyla gözde olmuştur. Evli barklı genç yaşlı tüm erkekler onun peşindedir. Aradan yıllar yıllar geçer köşke teyzesine geri döner. Orada kamran ı tekrar görür ve hala ona aşıktır. bir gece kuzeninin ona getirdiği mektupta her şey açıkça yazmaktadır . Resmen ilan ı aşk edilmiştir. Feride dayanamaz okuduklarından sonra kamran a koşar. Aşkını da saklamaz olmuştur. kamran ise onu aldatmış olsa da unutamamıştır. Her ne olursa olsun evlenirler. Bu romanda ideal öğretmen tipi olarak gösterilen Feride aslında hiç de göründüğü gibi değildir. Onun tek yaptığı gerçeklerden özellikle de kamran dan kaçmaktır. Ancak kaçsa da yine kendisini kamran da bulur. Bu romanda yabancı lise, fondan kutusu, salıncak önemli simgelerdir. Çalıkuşu ve kafes özgür olamayışın, fondan kutusu aşkın, sevginin, ipekböceği çekingenlik ve zorluğun sembolüdür. Roman daha çok aşk romanı niteliğindedir. Çünkü hiçbir idealist öğretmen aşkının ihanetini sebep gösterip olduğu yeri terk etmek için eğitimi bahane edemez. İdealist öğretmen tiği asla bu değildir. Burada özgürlük ve esirlik, aşk ve ihanet, karşı değerdir.
Bana göre ise roman idealist öğretmen tipi olarak anlatılan Feride’den çok aşık bir Feride’nin gerçeklerden kaçışını yansıtır. Her şeyden önce kutsal bir meslek olan öğretmenlik bu biçimde lanse edilmemelidir. Romanda başkişi olan Feride özünde korkaktır çünkü asla bir şeylerle yüzleşmez ancak kaçar, dik başlılığı bile korkaklığının esiridir. Kendi özünde iyi niyetli ve yardımsever olsa da yaptığı çok yanlıştır. Ki roman sonunda da kaçtığı aşkına kavuşmuştur. Roman kendi içinde barındırdığı simgelerle görebilene çok şey anlatmaktadır. İçinde pek çok yanlışlık barındırır bana göre. Ancak yine de roman akıcı ve eğlencelidir.
Ateşten Gömlek – Halide Edip Adıvar
. Peyami’yi yaralayarak Kezban’ı kaçırır ve bir süre ortalıktan kaybolur. Mehmet Çavuş düşman safına geçer. Konya’da isyan edenleri bastırmak için İhsan ve Peyami vazifelendirilir. Ancak Mehmet Çavuş bu bölgedeki halka yalan söyleyerek İhsan ve yanındakilere pusu kurdurur. Mehmet Çavuş tarafından yakalanan İhsan’ı Kezban kurtarır. Kezban, köyden kaçarak İhsan’ın arkadaşlarına haber verir. Kezban sayesinde İhsan kurtulur ve Mehmet Çavuş idam edilir. Kezban’dan ise bir daha haber alınamaz. Kezban’ın eşyaları bir dere kıyısında bulunur.
İlerleyen zaman ile kahramanlar birbirinden ayrı düşerler. Ayşe, Eskişehir’de hemşirelik yapmaktadır. Alay Kumandanı olan İhsan, milli mücadele için elinden geleni arkasına koymaz. Peyami ise tercüman olarak Ankara’da vazifelendirilir. Peyami, kendini İhsan’ın emri altındaki birliğe göndertir. İhsan, bir akşam Peyami’ye Ayşe’ye olan aşkından söz eder.
İhsan, II. İnönü muharebesinde ağır yaralanır. Çok kan kaybeden İhsan’ı hastanede yer kalmadığı için bir otel odasına yatırırlar. Ayşe her sabah İhsan’ın yanına gelerek yarasını kontrol eder, çarşaflarını değiştirir. Ayşe ve İhsan bir akşam vakti sohbet ederken İzmir’den konu açılır. İhsan, Ayşe’den İzmir’e ilk giren olmak şartı ile evlilik teklifini kabul etmesini ister. Ayşe hiçbir şey söylemeden mantosunu alır ve odayı terk eder. Ayşe ile görüşemeyen İhsan, yaralarını açarak intihar etmeye çalışır. Ayşe geri gelmeye mecbur kalır.
Ankara’ya geçen İhsan, akrabaları tarafından amca kızı ile evlendirilmek istenir. Evlenmeyi reddeden İhsan, trene bindiği sırada veda etmek için amca kızını öper. Bu anı gören Ayşe, her şeyden vazgeçer ve sadece İzmir hayali ile yaşamaya başlar.
İhsan Sakarya Muharebesi sırasında bir makineli tüfekten çıkan kurşun ile vurulur ve Peyami’nin kollarında hayata gözlerini kapar. İzmir’in kızı Ayşe’de bu muharebede ölür. Komutanın ölüm haberi Ayşe’ye ulaştığı zaman Ayşe ön cephelere doğru koşmaya başlar. Ayşe, yere düşen bir top mermisi ile hayatını kaybeder.
Peyami, yoldaşları Ayşe ve İhsan’ı Gökçepınar’da yan yana defnettirir. Peyami bundan sonra İzmir’e ilk giren olmayı planlar. İzmir’e giren ilk kişi olacak ve bunları Ayşe’ye anlatacaktır. Peyami’ye göre Ayşe kimseye kalbini vermemiştir. Ayşe, İzmir’e ilk giren kişiyi sevecektir. Ayşe’nin sevgisini kazanmak için cepheye geri dönen Peyami, bir top mermisi ile vurularak bacaklarını kaybeder.
Ateşten Gömlek romanı, bu kısma kadar Peyami’nin tuttuğu notlar ile anlatılır. Roman sonunda bulunan bir nottan Peyami’nin, kafasına bir kurşun isabet ettiği ve bu kurşunun çıkarılmaya çalışıldığı bir ameliyat sırasında öldüğü yazılıdır. Ateşten Gömlek adlı romanın sonunda iki doktorun diyalogları yer alır. Peyami’nin notlarında yazan isimler incelenir ancak ne İhsan adında bir komutana ne de Ayşe adında bir hemşire hakkında bilgiye ulaşılır. Doktorlara göre kafasından kurşun giren İhsan bu olayları kendi kafasında kurgular.